İMPLANT NEDİR?

İmplant kelimesi Latince bir kelime olup, ekim-ekmek anlamına gelmektedir. Diş hekimliğinde ise kaybedilen dişlerin yerine, fonksiyon ve estetik olarak doğal dişlere benzer yapıları oluşturmak için kemiğe yerleştirilen kök ya da silindirik yapılara implant denir. İmplant tedavisi hastanın yaşam standardını yükseltmek için geliştirilmiştir. Hayati bir uygulama değildir.
Günümüzde implant materyali olarak en fazla kullanılan metal titanyumdur. Titanyum, doku uyumu mükemmel olan, yüzyıllardır tıbbın birçok alanında güvenle kullanılan bir metaldir. Kalp-böbrek transplantasyonunda olduğu gibi antijen-antikor reaksiyonu oluşturmaz. Bu nedenle doku reddi gelişmez.

İMPLANT TEDAVİSİ KİMLERE UYGULANABİLİR?

1-Normal yara iyileşmesi olan bireylere
2-Ağız hijyeni sağlayabilecek bireylere
3-Yeterli miktarda ya da yeterli miktara ulaştırılabilecek kemik yapısına sahip bireylere,
4-İmplant yapımı için sistemik engeli olmayan kişilere implantuygulanabilinir.

İMPLANT HER YAŞTA UYGULANABİLİR Mİ?

Bir bireye implant uygulanabilmesi için bireyin kemik gelişiminin tamamlanmış olması gerekmektedir. Kızlar da 16-17 erkekler de yaklaşık 18 yaşında kemik gelişimi tamamlanır. Dolayısıyla bu yaşlardan önce implant uygulanamaz, bu yaşlardan sonra ise uygulanabilinir. Üst sınır yoktur. Yetişkinlerde istenilen her yaşta uygulanabilinir.

Çekilmesi gereken bir dişin çekim işleminin hemen sonrasında, o seansta
implant yerleştirme işlemine immediyat implant uygulaması denir. Bu tekniğin
hastaya sağladığı en büyük avantaj tedavi suresinin kısalmasıdır, ayrıca çekim
sonrası oluşabilecek kemik erimesini de immediyat implant uygulaması
önlemektedir. Ancak immediyat implant uygulaması her bireye veya her diş
çekiminden sonra uygulanabilir diye bir kural yoktur. Öncellikle iyi bir muayene
yapılmalıdır. Çekilen dilin çevresinde hiçbir şekilde akut enfeksiyon olmamalıdır.
Kemik def ekti bulunmamalıdır. İmmediyat implant uygulaması daha çok tek
diş çekimlerinden sonra tercih edilmektedir.

Bireylerin diş kayıpları birçok nedene bağlıdır. Bunların başında dişeti
rahatsızlıkları, travma, tedavisi geciktirilmiş çürükler, ya da yanlış tedavi
gelmektedir. Tedavi olarak diş çekimi yapılan hastalarda çekim boşluğu
zamanla, hastanın var olan kapanış ve çiğneme fonksiyonunu bozmaktadır.
Dolayısıyla bu boşlukların fonksiyonel ve estetik olarak tedavi edilmesi
gerekmektedir. Bunun için çeşitli tedavi seçenekleri mevcuttur. Günümüzde en
çok popüler olan tedavi seçeneği ise İmplant dediğimiz doku uyumlu titanyum
metalinden yapılmış materyallerin kullanıldığı tedavidir. Bu tedaviyi
uygulamanın aşamaları mevcuttur.


Öncellikle hastanın tıbbı geçmişi çok iyi bir şekilde incelenmeli, yara iyileşmesi
değerlendirilmelidir. Normal yara iyileşme sürecine sahip ve genel sağlığı iyi
olan bireylerde, daha sonra klinik muayeneye geçilir. Klinik muayene hastadan
alınan panoramik röntgenle veya gerekli ise bilgisayarlı tomografi ile
desteklenir. Bu röntgenlerde ise hastanın kemiğinin eni ve boyunun implant
uygulaması için uygun olup olmadığı, anatomik oluşumları değerlendirilir. Bu
aşamada da onay verildikten sonra uygun anestezi altında
implantuygulamasına geçilir. İmplant uygulamasının yapılabilmesi için
bireylerde kemik gelişiminin tamamlanması gerekmektedir. Bunun için
erkeklerin 18, kızlarda 16-17 yaşını doldurması gerekmektedir. İmplant
tedavisinin diğer protetik tedavilere göre en büyük avantajı implantın diş
çekimiyle oluşan boşluğa yerleştirilirken diğer komşu dişlerin kesilip
küçültülmesine gerek duyulmamasıdır. Böylece diğer komşu dişlerin sağlığıyla
oynanmaz. Ayrıca kullanılan implant markasına göre bekleme süreci değişiklik
göstermektedir.

Kullandığımız marka İmplantlar yerleştirildikten sonra, üst
yapısının yapılması için alt çenede 6 hafta, üst çenede 6-8 hafta implantın çene
kemiğine kaynaması için beklenmesi gerekmektedir. Bazı durumlarda
implantlar yerleştirilir yerleştirilmez, üst yapısı yapılır. Ancak bunun
yapılabilmesi için bazı ölçümler yapılması gerekmektedir. İmplantlar
yerleştirilip, yeterli süre beklendikten sonra, implantların ağız ortamına açılması
için iyileşme başlıkları takılır. 1 hafta sonra da protetik aşamaya geçilir.
Özetle başarılı bir implant tedavisi için öncellikle doğru tanı ve teşhis konulmalı,
doğru planlama yapılmalı ve daha sonra da başarılı protetik tedavi yapılmalıdır.

Genel sağlığı iyi olan, iyileşme potansiyeli düzgün olan, ağız hijyenine dikkat
eden hastalarda, uygun tanı ve tedavi uygulandığında başarı oranı %90-100
arası değişir

1. Muayene: Klinik ve sistemik muayene yapılır. Hastanın medikal geçmişi
incelenir. İmplant tedavisi için uygun olup olmadığı incelenir.
2. İmplantlar cerrahi müdahale ile yerleştirilir.
3. İyileşme safhası: İmplantın kemikle kaynaşması (osseointegrasyon) için alt
çenede 3 ay, üst çenede 3-6 ay beklemek gerekir
4. İmplantla ağız ortamı birleştirilir, implant üzerindeki mukoza açılıp iyileşme
başlığı takılır. Dişeti iyileşmesi için 7 gün beklenir.
5. Estetik porselen veya zirkonyum üst yapısı yerleştirilir.

İmplant destekli restorasyon komşu dişten tamamen bağımsızdır. Böylece
komşu dişler doğal haliyle kalır, kesilip küçültülmesine gerek duyulmaz. Diğer
restorasyonlara göre daha fonksiyonel ve estetiktir.

Dişsiz alt ve üst çenelerde: Kemik erimesi nedeniyle protezler de
hareketlenme başlamışsa ve tutuculuk azalmışsa, implant destekli protezler
önerilir
2. Büyük azı dişlerinin kaybında, arka bölge dişsiz sonlanıyor ise ve hasta da
takıp çıkarılan protezleri kullanmak istenmiyorsa, implantlar yerleştirilerek
sabit porselen köprü yapılabilir.
3. Tek diş eksikliklerinde önde ve arkadaki dişleri korumak amaçlı: Diş eksikliği
olan bilgeye kemik içine implant yerleştirilip daha sonra üst porselen yapısı
yerleştirilir.
4. Uzun dişsiz boşluklara köprü ayağı olarak implantlar yerleştirilir ve daha
sonra köprü yapılır.

Çenedeki kemik yapısı uygun değilse ve anatomik oluşumlara (sinir, sinüs
)zarar verme riski varsa implant yerleştirilmez.
Kalp rahatsızlığı olan bireylerde doktoru ile konsültasyona gidilmeden implant
uygulanmamalı
Kanama –pıhtılaşma sorunu yaşayan hastalarda önlemler alınmadan, sorun
giderilmeden implant yerleştirilmemeli.
Kontrol altında olmayan Diabet (şeker) hastalarında, şeker oranı
düzenlenmeden, doktoruyla görüşme yapılmadan implant yerleştirilmemeli
Hastanın sosyo-ekonomik durumu tedaviyi tolere edecek durumda değil ise
implant uygulanmamalı
Oral hijyeni sağlayamayacak hastalarda implant uygulanmamalı

Son zamanlarda teknolojinin ilerlemesi ve daha çok bilimsel çalışmanın
yapılması ile implant markalarının çeşitliliğinde ciddi bir artış olmuştur. Bu
artışın sonucunda ise hangi markanın kullanılacağı konusunda tartışmalar gün
yüzüne çıkmıştır.
Her implant üreten firma, kendi ürününü överken birbirlerinden farklı yönlerini
ortaya çıkarmaya çalışmaktadırlar. Bu konuda implant uygulamasını yapacak
olan cerrahın seçimi önemlidir. Bu seçimde implant uygulanacak hastanın
ekonomik durumu ve kişisel tıbbi geçmişi de önemlidir. Hastaların özellikle
implant uygulamasını yaptıracakları ortamı görmeleri ve yapacak olan hekimle
konuşup bilgi almaları gerekmektedir. İmplant uygulaması cerrahi bir işlem
olduğundan steril ameliyathane ortamında uygulanması gerekmektedir ve
implant uygulaması yapacak olan hekimin bu konuda uzman olması tercih
edilmelidir.
Hekimin implant uygulayacağı hastasına kullanacağı implant markası hakkında
bilgi vermesi gerekmektedir. Tercihen ömür boyu garantili ve en azından 10 –
15 sene geçmişi olan firmalar tercih edilmeli ve uygulama sonrasında hastalara
firmaya ait garanti belgesi verilmelidir.
Çok çeşitli fiyatlarda üretilen implantların özelliklerini hastalar genelde detaylı
bilemezler, bu yüzden çok iyi araştırmaları ve hekimlerine özellikle implant
markası hakkında bilgi edinmek istediklerini söylemelidirler, gerekirse implant
markasının adını internette incelemelidirler.
İmplant uygulaması, implant markalarının da sayısının artmasıyla çok
yaygınlaşmıştır. Bu yüzden komplikasyon oranı da artmıştır. Hastalarımızın
dikkatli olmaları gerekmektedir. Öncelikle dikkat etmeleri gereken hususlar;
Yapılacak olan implantın markası
İmplant uygulayacak hekimin uzmanlık alanı
İmplant uygulanacak yerin steril olup olmadığıdır.
Tüm bunlara dikkat ettikten sonra hekimin öngördüğü tedavi planlamasının
uygulamasına geçilir. Önemli olan hastanın en ideal şekilde tedavisinin uygun
materyalle uygun koşullarda gerçekleştirilmesidir. İmplant uygulamasından
sonrasında üst yapısının protetik aşaması da önemlidir. Bu aşamanın da protez
uzmanı tarafından yapılması tercih edilmelidir.

Dişeti hastalığı olan bireylerde
Zayıf iyileşme kapasitesi olan bireylerde(kontrolsüz diabet, devamlı steroid
kullanımı, alkolizm, ilaç bağımlılığı, immun sistemin baskılandığı durumlar)
immediyatimplant uygulaması yapılamaz.
eğer hastanın iyileşme sureci yavaşlıyor ise ve o bölgede de enfeksiyon varlığı
söz konusu ise öncellikle bu sorunlar tedavi edilmeli ve 8-16 hafta diş çekim
soketinin iyileşmesi beklenip sonra implant uygulanmalıdır.
Genelde tedavi süresinin kısalmasını implant yaptırmak isteyen hastalarımız
istemektedir. Ancak bunun mümkün olup olmadığı bölgenin iyi bir şekilde
muayene edilmesi sonucu karar verilmelidir. İmmediyat implant uygulaması,
implant yüzeylerinin daha çok gelişmesi sonucu günümüzde daha güncel hale
gelmiştir. Yine de doğru tanı ve tedavi seçenekleri de değerlendirilmelidir.

Üst çene kemiğinin (maxilla) sağ ve sol bölümlerinin içersinde sinüs adı
verilen,cevresimembranlacevrili boşluklar bulunur. Bu boşlukların ana görevi
kafatası kemiklerinin ağırlığını azaltmak,fonasyonusaglamaktir.Halkarasinda
enfeksiyonuna da sinüzit adi verilir.. Bu boşluklar özellikle diş çekimlerinden
sonra hava basıncı etkisi ile hacimsel olarak genişleyebilirler. Uzun süre tedavi
edilmemiş ve dişsiz kalmış bölgelerde bu hacimsel genişleme ve kemik
hacminde azalma daha fazla görülür. Bu da sinüs altında kalan dişsiz bölgelere
implant yapılmasını engelleyebilir.Hacimsel artış, üst çenelerdeki kemik
hacminde azalmaya yol açar.Bu zorluğu aşmak için sinüs boşluklarının kemik
veya kemiğe dönüşen malzemeler ile doldurulması tekniği, diğer adları ile sinüs
lifting operasyonları geliştirilmiştir. Implantuygulamasi için gereken kemik
hacminin elde edilmesi için sinüslerin hacmini azaltıp, kemik hacmini artırmaya
yönelik özel bir cerrahi müdahale uygulanmalıdır. Hastanın isteğine göre lokal
ya da genel anestezi altında uygulanabilen bu operasyon ile çene kemiği ile
sinüs mukozası arasına kemik partikülleri yerleştirilir ve kemik oluşumu için en
az 4-6 altı ay beklenir.

İleri derecede kemik yetersizliği bulunan özellikle üst çene ön bölge veya alt
cene arka bölge vakalarındadentalimplantların fonksiyonel ve estetik olarak
uygun pozisyonda yerleştirilmesi çoğu zaman bir problem olarak karşımıza
çıkmaktadır. Sorunu çözmek üzere uygulanan yöntemlerden birisi de bölgenin
otojen(bireyin kendi kemiği ile)onlaygreftler ile ogmentasyonudur. Bu amaçla
cogunlukla alt cene arka bölgeden elde edilen otojen kemik greftleri kemiğin
yetersiz olduğu bolgelere yerleştirilip osteosentez vidaları ile fikse edilmektedir.
Cerrahi yöntemin amacı kemik defektlerininogmentasyonu sonrası
implantcerrahisine hazır hale getirilmesidir.Bu yöntem sayesinde
implantuygulamasi için varolan yetersiz kemik hacminin yeterli hale
getirilip,uygun boy ve çapta implantuygulanabilinir.
Yetersiz alveolarkretler, implant yerleştirilmeden önce uygun kemik hacmi elde
edebilmek için kemik greftiprosedürleri gerektirebilmektedir. Bu
prosedürimplantın uygun pozisyonda yerleştirilmesi ve ayrıca restorasyonda
estetiğinin elde edilmesi için önemlidir. İleri düzeyde kemik defektlerinin
tedavisinde sıklıkla ramus veya simfiz bölgesinden elde edilen blok greftlerden
yararlanılmaktadır.
İmplant tedavisi, yeterli kemik miktarının bulunması ve çeneler arası ilişki ile
yakından ilgilidir. Alveol kemiğinin genişliği ve/veya yüksekliği implant
yerleştirilmesi için yeterli olmadığı durumlarda otojen kemik greftleri, alloplastik
materyaller, distraksiyonosteogenezis gibi teknikler kullanılır.
Kemik kaybının miktarı ve yeri ogmentasyon tekniğinin seçiminde etkili olan
faktörler arasında yer almaktadır. İmplantın doğru pozisyonda yerleştirilmemesi
kuron çıkış profilinde istenmeyen durumların ortaya çıkmasına yol
açmaktadır3. Klinik değerlendirme aşamasında çeneler arası ilişki transvers,
sagittal ve frontal düzlemde değerlendirilmelidir
Alveol kemiğinin genişliği yetersiz veya konturları istendiği düzeyde olmadığı
durumlarda değişik tedavi yöntemlerinden faydalanılabilir. Küçük defektler
kemiği ikiye ayırarak (splitting) veya yönlendirilmiş doku rejenerasyonu (YDR),
allogreftler ya da ksenogreftler ile tedavi edilirken; büyük defektleriliak, tibia,
skapula, kalvarya gibi ağız dışından, ya da ramus, simfiz, tüber gibi ağız içinden
elde edilen inlay ve onlaygreftleme teknikleriyle başarı ile tedavi edilir
.Günümüzdedefektlerin rekonstrüksiyonunda simfiz ve ramus bölgeleri primer
verici bölgeler olarak kabul edilir.

Trombositten Zengin Fibrin (PRF)
Trombositten zengin fibrin (PRF™), hastanın kanındaki
trombositkonsantresinden elde edilen otojen bir matristir. Hasta başında
uygulanan basitleştirilmiş prosedür, kemik ve yumuşak doku büyümesini
uyaran fibrin membran üretimini sağlar. Lökositler ve vaskülerendotelyal
büyüme faktörü (VEGF) bakımından zengindir.
Bu otologbiyo-materyalin başlıca özelliği, yedi günden fazla bir süre boyunca
PRF sayesinde büyüme faktörünün yavaş şekilde salınmasıdır. Klinik açıdan,
membran mükemmel çalışma özellikleri sergilemektedir. Kullanma, kesme ve
dikmeyi kolaylaştıracak şekilde esnek, güçlü ve bükülebilir özelliktedir. PRF
ayrıca, oda sıcaklığında son derece stabildir; böylece çalışma süresi oldukça
uzun olabilir. Membran kolay şekilde üretilmekte (PRF™ “Kutusu”) ve doğal,
cerrahi sonrası fibrin ağına çok benzemektedir. Bu membranın biyolojik ve biyomimetik
özellikleri, yalnızca hücre göçünün ve proliferasyonun etkinliğini
artırmaz, aynı zamanda biyokimyasal katkı maddelerine olan ihtiyacı ya da
antikoagülan kullanımını da ortadan kaldırır.
Membran, hasta başında kolaylıkla hazırlanır. Temel olarak, belirli miktarda
hasta kanı santrifüjlenipdekante edildikten sonra membranın, kalınlığı sabit
olacak şekilde uygun boyutta kesilmesinden oluşan bir protokol ile hazırlanır.
Endikasyonlar
Sinüs liftleri
Doku greftleri
Kemik greftleri
Periodontal kusurlar
Ekstraksiyon bölgeleri
Yara iyileşmesi
Hastanın kendi kanından elde edilir
Fibrince zengin
PRF™ membran, anjiyogenezi destekler ve doku büyümesini uyarır
Özellikle kritik ilk yedi gün boyunca iyileşmeyi hızlandırır
Membranlar hastanın başında hazırlanır
PRGF veya PRP’ de bulunmayan biyolojik hızlandırıcılar içerir
Mükemmel çalışma özellikleri (kolay kesme, kullanma ve dikme)
Uzun çalışma süresi
Doğal fibrin ağına çok benzeyen fibrin ağı
PRF™’ nin bilinen tüm uygulamaları, hızlanmış doku
iyileşmesine işaret etmektedir.
Bu hızlanmış doku iyileşmesi aşağıdaki etmenlerden
kaynaklanır:
Etkili neo-vaskülarizasyon
Hızlanmış yara kapanması
Yaralı dokunun hızlı şekilde yeniden yapılanması
Enfeksiyöz olayların neredeyse hiç olmaması

Paylaş:

HEMEN FİYAT AL