Ağız , Diş ve Çene Cerrahisi nedir?

Ağız boşluğu içinde yer alan yumuşak doku (yanak, damak, dil, dudak gibi) ve sert dokuları (dişler, kemikler) ilgilendiren her türlü rahatsızlığın teşhisini ve cerrahisini lokal anestezi, genel anestezi veya sedasyon anestezisi altında ameliyathane ortamında operasyonlar yaparak gerçekleştiren bir bölümdür.

Ağız içi cerrahi işlemler nasıl yapılır?

Ağız cerrahisi ameliyathane koşullarında ve steril bir ortamda bu konuda uzman olan kişiler tarafından yapılmaktadır. Çoğunlukla lokal anestezinin, yani ilgili bölgenin iğne yapılarak uyuşturulmasıyla gerçekleştirilen ağız içi cerrahi müdahaleler, kimi zaman da hastalara genel anestezi (narkoz) veya sedasyon yöntemiyle yapılabilmektedir.

Cerrahi çekim sonrası nelere dikkat edilmesi gerekir?

Diş çekimi sonrasında yüksek ateş, durmayan kanama, kötü koku ve ağrılı kızarıklık ile şişkinlik şikâyetiniz varsa, diş çekiminden 4-5 gün geçmesine rağmen tükürükle karışan kan, şişlik ve ağız açmada zorlanma gibi şikâyetler halen devam ediyorsa, derhal doktorunuza başvurun

Genel anestezi (narkoz) ve sedasyon nedir?

Genel anestezi, hastaya damar içi ilaçlar ve bayıltıcı gaz verilerek narkoz halinin sağlandığı anestezi tipidir. Çoğunlukla korku ve endişeli hastalarda, mental retarde (zihinsel engelli) kişilerde ve lokal anestezinin yeterli olmadığı vakalarda tercih edilmektedir. Sedasyon ise hastaya sadece damar içi ilaçlar verilere uyur halin sağlandığı anestezidir. Sedasyonun uyuşturucu etkisi yoktur; dolayısıyla cerrahi yapılacak bölgenin uyuşması için hastalara ayrıca lokal anestezi de yapılmaktadır.

Diş sıkma ve gıcırdatma, gece ve/veya gündüz oluşabilen istemsiz bir
aktivitedir. Toplumda yetişkin bireylerin büyük bir çoğunluğunda
gözlemlenmekte ve genellikle çeşitli olumsuz semptomlar ortaya çıkmadan
farkına varılamamaktadır. Hastayı hekime getiren durumlar arasında; dişlerde
hassasiyet, aşınma, sallanma, kırılma, diş sinirlerinde nekroz ve çevre
dokularda yaralanma, çene eklemi rahatsızlıkları, baş ağrısı ve fonksiyon
bozuklukları sayılabilir.

Çocukların büyük bir çoğunluğunun özellikle süt dişlenme, karışık dişlenme ve
daimi dişlenme döneminde uyku sırasında ve gün içerisinde diş sıktığı ve
gıcırdattığı gözlemlenmektedir. Ancak çocuklarda gözlemlenen diş sıkma ve
gıcırdatma, normal bir süreç olarak kabul edilerek değerlendirilir.

Çene eklem rahatsızlığı, çiğneme kasları, çene eklemi, baş ve boyun kaslarının
bir kısmı, eklem bağları, dişler, yanak, dudak ve tükürük bezlerinden oluşan
sistemi etkileyen problemleri kapsayan kompleks bir rahatsızlıktır. Çene eklemi
rahatsızlığı şikayeti ile diş hekimlerine başvuran hasta sayısı her geçen yıl artış
göstermektedir. Bu artışın nedeni çene eklemi rahatsızlığının eskiden
olmamasından değil; diş hekimlerinin ve kulak burun boğaz uzmanlarının bu
konu ile ilgili bilgi düzeylerinin artarak, teşhis edebilmelerinden
kaynaklanmaktadır.

Temporomandibular (çene) eklem rahatsızlığının birçok işaret ve belirtisi vardır.
Bu işaret ve belirtilerden bazıları şunlardır:
Kulağın ön bölgesinde, çene ekleminde, yüz- boyun kaslarında ve şakaklarda
aniden başlayan veya yavaş yavaş oluşan ağrı
Yüzde ağrı ve yorgunluk hissi
Çiğnerken ya da konuşurken ağrı ve yorgunluk
Esnemede ve ağız açmada zorluk
Ağız açıp kapatırken tıklama, takırtı sesi
Kısıtlı ağız açıklığı veya çene kilitlenmesi
Çenenin tek tarafa doğru kayarak açılması
Yüzde şişlik
Dişlerin birbirine sürtünmesi sonucu dişlerde mine kaybı, diş boylarında
kısalması, hassasiyet ve ilerleyen zamanlarda diş sinirlerinin açığa çıkması
Dişlerde ve dolgularda kırıklar
Dişlerde sallanma ve aralanma
Dişlerde ağrı
Dişlerde normal kapanmama hissi
Kulaklarda ağrı
Kulaklarda çınlama
Kulaklarda duyma problemi
Baş ağrısı
Göz çevresinde ağrı ve basınç
Baş dönmesi
Çiğneme kasları ile ilgili ağrılar, diş sıkma ve/veya gıcırdatma sırasında bu
kasların fazla çalışmasından kaynaklanır; baş-boyun ve baş ağrısına da
neden olabilirler. Çene eklemi ile ilgili ağrılar ise, çene eklemi içindeki sert ve
yumuşak dokuların değişikliğinden kaynaklanır.

Çene eklem rahatsızlıkları çok nedenli olup, bölgeyle ilgili çok sayıda hastalığı
içermektedir. Genel görüş birkaç faktörün bir araya gelerek hastalığı meydana
getirdiğidir. Bu faktörlerden bazıları şunlardır;
Çenelere gelen direkt travma (kaza, darbe, sportif yaralanmalar, düşme,
çarpma)
Ağzın uzun süre çok açılmasını gerektiren diş tedavileri
Genel anestezi verilirken ağzın aşırı derecede açılması
Diş sıkma ve/veya gıcırdatma, dudak ısırma, tırnak yeme, sakız çiğneme gibi
aktiviteler
Alt ve üst dişler arasında normal olmayan ilişki

Çene eklem rahatsızlıklarının teşhisinde önemli olan, diş hekiminin bu verileri
doğru bir şekilde değerlendirecek ve ayırıcı tanıyı koyacak yetenek ve bilgiye
sahip olmasıdır.
Bu rahatsızlıkların klinik muayenesi, yaklaşık 30-35 dakika sürmektedir. Uzman
diş hekimi, hastadan sağlık sorunları ve ağız hastalıkları ile ilgili gerekli bilgileri
aldıktan sonra, çene eklemi ve baş boyun kaslarını içeren ayrıntılı muayene ile
tanıya varmaya çalışır. Eğer gerekliyse tanı için MRI veya diğer görüntüleme
yöntemleri kullanılabilir.

Diş sıkma ve/veya gıcırdatmanın tedavisi, istemsiz aktivitenin ortadan
kaldırılmasını amaçlamaz. Uygulanan tedavi metodu çoğunlukla ağız içi
apareyleri kullanılarak bu aktivitenin kontrol altına alınmasını ve meydana
gelebilecek patolojik veya fiziksel değişikliklerin önlemesini içerir.

Çene eklemi rahatsızlığı tedavisinin asıl amacı, çene eklemi içindeki basıncın
düzenlenmesi ve normal çene fonksiyonlarının sağlanmasıdır. Doğru teşhis
konulduğu taktirde, bu rahatsızlığın konservatif bir tedavi olan ortopedik aparey
(splint) kullanımı, hasta eğitimi ve gerekli duyulduğunda fizik ve ilaç tedavisi ile
kontrol altına alınabildiği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Dişlerdeki aşınmalar sonucu dikey boyutta azalma, dişlerde, çene eklemi ve
çiğneme kaslarında ağrı, fonksiyon kısıtlılığı, çene kilitlenmesi ve ileri vakalarda
geri dönüşü olmayan çene eklem deformasyonlarına neden olabilir.

Paylaş:

HEMEN FİYAT AL